• IBB Gençlik Meclisi - Kurumsal / Haberler

     

    2017 | sanat kapak foto.jpg | Büyük

     

    Sanat, çok yönlü, özel bir üretim biçimidir, sanat eserleri her şeyden önce insanın yaratıcılık ve anlam arayışının ürünüdür. Sanat, pratik hayatta fonksiyonel olmasının yanı sıra hayata farklı açılardan renk katar, insanın estetik duygusunu besler, ruh verir, hayranlık uyandırır, bizi düşündürür ve başka bir âleme götürür, dolayısıyla hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır.

     

     

    İslam kültür ve medeniyetinde sanat, hayatın her alanına girmiştir, ev mimarisinden çarşı pazara, çeşmelerden su kemerlerine, camilerden kamu binalarına, medreselerden kitaplara kadar istisnasız her planda vardır. Müslüman sanatkârlar, “Allah güzeldir ve güzeli sever”(1) hadis-i şerifinden ilham alarak, camilerin duvarlarını süsleyen çinilerden medreselerin kapılarındaki taş oymalara, bir savaş miğferinin üzerine işlenmiş ayetlerden (hat) bir kitap sayfasının kenar süslemelerine (tezhib) varıncaya kadar hemen her planda yaratıcılıklarını, anlam arayışlarını ve ustalıklarını ortaya koymuşlardır. Meydana getirilen eserler, hayat tarzının, içtimaî düzenin, inancın, dünya görüşünün, kültür ve medeniyetin yansımasıdır.

     

     

    Batı’da sanatın yazılı kurallarını ihtiva eden literatür Rönesans’la birlikte ortaya çıkmaya başlamış, üzerinde durulan ilk mesele güzelliğin tanımlanması olmuştur, yani akıllara düşen ilk soru “Güzel nedir?” sorusudur. Kültür ve medeniyetler bu soruya farklı cevaplar vermişlerdir, zira milletlerin sanat anlayışları ve üslupları birbirinden farklıdır, iklim, coğrafya, içtimaî düzen, inanç, kültür, bütün bunlar güzellik anlayışı, dolayısıyla sanat üzerinde etkilidir. Her kültür ve medeniyet, kendine özgü bir sanatsal sembolizm anlayışı geliştirmiştir, kendini gerçekleştirmek, karakterini ortaya koymak, iz bırakmak, gelecek nesillere mesaj vermek çabası sanatın ortaya çıkışında önemli bir yere sahiptir.

     

    2017 | çeşme.jpg | Büyük

     

    İslam kültür ve medeniyetinde sanat, Allah’ın birliğine ve aşkınlığına odaklanır. Örneğin her biri birer sanat eseri niteliği taşıyan çeşme ve sebillerin kitabelerine, “Her canlı şeyi sudan yarattık” (Enbiya: 30), “Allah'ın halis kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır” (İnsan: 6), “Rableri onlara tertemiz bir içki içirir” (İnsan: 21) “İkisinde de akıp giden iki pınar vardır” (Rahman: 50) ayet-i kerimeleri, “Su içene mâni olunmaz”(2) ve “Sadakaların en makbulü su dağıtmaktır”(3) hadis-i şerifleri yazılmıştır. Hiç şüphesiz bütün bunlar yaratılışı, Allah’ın nimetlerini, ibadeti, şükrü, cenneti, hayır işlemeyi, adab ve erkânı hatırlatır. Tezyinatta boşluğa yer yoktur, geometrik ve bitkisel motifler yoğun bir biçimde işlenir, zira kâinatta boşluk söz konusu değildir, Allah, kâinatın her bir zerresine nüfuz etmiştir. Öte yandan ilginç bir biçimde mekânda boşluk esastır, ortada, kenarda, kıyıda köşede hiçbir şekilde temsil ve tasvire yer yoktur, Allah, elle tutulmaz, gözle görülmez, hiçbir şey O’na benzemez, işte kâinatın her bir zerresine nüfuz etmiş olan Halik’ın varlığı ve birliği mekândaki bu boşlukta ifadesini bulur, Müslümanlar, bu boşlukta her şeyden koparak Allah’ın birliğine yönelir, O’nu hissetmeye çalışırlar.

     

     2017 | plazalar.jpg | Büyük

     

    Biraz da bugünden bahsetmek gerekir, ne yazık ki kendi tarihî, kültürel, felsefî ve toplumsal birikimimizden hareketle kendimize özgü bir modernlik anlayışına sahip olamadığımız için kötü bir taklitçilik ve ruhsuzlukla malulüz. Oturduğumuz evlerden çalıştığımız binalara kadar hemen her yerde bize ait olmayan türde bir modernliğe öykünme, görgüsüzlük ve ruhsuzluk hâkim. Güya modern tarzda inşa edilen, beton ve demir yığınından ibaret tekdüze mimari şehirlerimizi İslam kültür ve medeniyetine ait olmaktan çıkardı. Yüksek betonarme bloklar, plazalar, içine düştüğümüz bunalımı yansıtmaktadır.

     

     

    Daha genel çerçevede ise günümüz dünyasında mevcut üretim biçimi sanatı öldürmüştür, seri ve hızlı üretim nedeniyle sanatkârların elinden çıkan el emeği göz nuru eserlerin sayısı büyük ölçüde azalırken, ticarî kâr amaçlı, elden geldiğince ucuza mal edilen ürünler hemen her yeri işgal etmiş, sanatın endüstrileşmesi, el sanatlarını yok olma noktasına getirmiştir.

     

     

    Gelinen noktada, gerçekle yüzleşerek, hayatın hemen her alanına hitap eden, pratik hayatta ihtiyaçlarımızı karşılayan, aynı zamanda estetik duygumuzu da besleyen geleneksel tarzda sanat anlayışımızı ihya etmek bir zorunluluk halini almıştır. Sanatın, fikrî ve kültürel zenginliğin yanında estetik açıdan hayat kalitesine de işaret ettiği düşünüldüğünde, mevcut durumun, tarihin en ihtişamlı eserlerinin verildiği geçmiş çağlardan daha kötü olduğu açıktır.

     

     

    Samed AğırbaşİBB ve TBB Gençlik Meclisi Başkanı       

    ---

    Dipnotlar: 

    1- Müslim, İman, 1/93; İbn-i Mâce, Dua, 10. Bâb

    2- Kenzu'l-Ummâl (el-Muttakî el-Hindî), c. 3, 1. Bölüm

    3- el-Câmi’u’s-Sagîr (Suyutî), c. 2, Hadis no: 1261