• IBB Gençlik Meclisi - Kurumsal / Haberler

     

    2017 | cami mimarisi kapak.jpg | Büyük

     

    Mimari eserler lisan-ı hal ile insanlarla konuştukları gibi onları belli bir düzene sokarlar, her mimari eser üzerine kurulu olduğu felsefî arka planı, yapısı, şekli, varsa süslemeleri ve işlevselliği itibariyle böyledir. Her mimari yapı sanat eseri vasfına sahip değildir, bir mimari yapının sanat eseri vasfı taşıması için belli başlı birtakım kriterlere sahip olması gerekir. Örneğin günümüzde inşa edilen toplu konut ya da apartmanlar yahut camiler sanat eseri vasfı taşımazlar, buna mukabil Malta Köşkü, Süleymaniye Camii, Angkor tapınakları ya da San Pietro Kilisesi birer sanat eseridir. Mimari sanat eserleri içinde en işlevsel olanın dinî yapılar olduğu söylenebilir, zira bu yapılar insanın hem manevî dünyası hem de günlük yaşamı üzerinde etkilidir.

     

    2017 | süleymaniye dış görünüm.JPG | Büyük

     

    Dinî yapılar bağlamında mimari sanat eserleri her şeyden önce sembolik yapılardır, mimari sembolizm en yoğun şekilde dinî yapılarda görülür, yapı şeklinden süslemeye kadar her aşamada böyledir. Tapınak, kilise ve camiler, yapı şekilleri ve mekân düzeni bakımından belli bir inanç, düşünce ve sosyal düzeni yansıtırlar. Söz konusu yapılarda bulunan fresk ve heykeller, çini ve hat gibi cami süslemeleri mimari sembolizmin birer parçasıdır, bunların tümü bir araya gelerek, insanın hem maddî yanına hem de iç dünyasına hitap eden bir bütün oluştururlar.

     

    İslam kültür ve medeniyetinde cami ayrı bir yere sahiptir, zira sosyal hayatın merkezinde cami yer almaktadır. Camiler, halkı cemeden mekânlar olduğu gibi bütün sanatların da buluşma yeridir, her bir unsur derin anlamlarla yüklüdür, dolayısıyla bu yapılarda yoğun bir sembolizm hâkimdir, kubbeden çini motiflerine, sütunlardan ince kalem işlerine kadar hemen her planda böyledir. Cami mimarisi, doğal olarak bize bir âlem ve toplum tasavvuru sunmaktadır. Camiye giren Müslüman kendini mensubu olduğu dinin kültürel ve felsefî evreninde bulur, Müslüman toplumun bir parçası olarak mekânda yerini alırken hem manevî atmosferi benliğinin derinliklerinde hisseder hem de İslamiyet’in dünya görüşünün ve bunun gerekli kıldığı sosyal düzenin camide mükemmel bir biçimde nasıl mücessem hale geldiğine şahitlik eder.

     

    Müslümanlar, camide tek bir kubbenin altında, bütünün parçaları olarak bulunurlar ki makro planda, yani dünyada da böyledir, hepimiz aynı gök kubbenin altında bütünün birer parçası olarak yer alırız ve bir araya gelerek Müslüman toplumu oluştururuz. Selatin camilerinde ana kubbenin içine genellikle Nur Suresi’nin 35. Ayeti işlenmiştir, “Allah, göklerin ve yerin nurudur…”, böylece gök kubbeyi, kâinatı yaratan ve ayakta tutan, bütün işi çekip çeviren yegâne varlığın Allah olduğu dile getirilir. Tezyinatta kullanılan tüm kitabî unsurlar (hüsn-i hat) aynı şekilde Allah’ın aşkınlığını, ilahî hakikati ve manevî-ahlakî değerleri hatırlatma vazifesi görür.

     

    2017 | süleymaniye kubbe.jpg | Büyük

     

    Mekânda sınıf farkı gözetilmez, protokol yoktur, herkes Allah’ın huzurunda yan yana, omuz omuza saf tutar, en ön safta yer alan ile en arkada bulunan arasında toplumsal bakımdan bir çelişki ya da fark bulunmaz. Selatin camilerinde bulunan hünkâr mahfilleri güvenlik amacıyla yapılmıştır, bu mahfillerin varlığı başka hiçbir nedene bağlı değildir. Mihrap, ibadetin yönünün belirlendiği, minber ise Allah’ın emir ve yasaklarının halka aktarıldığı yer olduğu için diğer bölümlere nazaran süslemelerine daha çok önem verilmiştir. Genel olarak tezyinat nonfigüratif tarzdadır, daha çok geometrik ve bitkisel motifler kullanılmıştır, zira İslamiyet’te suret yapmak kerih görülmüş, zemmedilmiştir. Birer şehadet parmağı gibi göğe uzanan minareler, ezan okunan, dolayısıyla Müslümanların Hakk’ın huzurunda kıyam, rükû ve secdeye davet edildiği yerler olması hasebiyle dantel gibi işlenmiştir.

     

    Süleymaniye Camii, konuya ilişkin en önemli örneklerden biridir, bazı kaynaklarda cami sembolik açıdan cennete benzetilirken bazı kaynaklarda da Kâbe’ye benzetilmektedir. Avlunun ortasında bulunan çeşme, dört cennet ırmağının içine aktığı Kevser Havuzu’nu sembolize ederken kapı girişlerinde yer alan Kur’an ayetleri cennetin kapılarını çağrıştıracak şekilde özenle seçilmiştir, ana kubbede ve mihrabın bulunduğu duvarda yer alan Nur Suresi’nin ayetleri ise semavî boşlukla cennet bahçeleri ve asuman arasında bağ kurmaktadır. Celâlzâde Mustafa Çelebi, Tabakâtü'l-Memâlik ve Derecâtü'l-Mesâlik (Memleketlerin Tabakaları ve Mesleklerin Dereceleri) adlı eserinde -ki Kanuni Sultan Süleyman dönemini anlatmaktadır- caminin dört minaresinin ilk dört halifeyi, minarelerdeki toplam on şerefenin ise cennetle müjdelenen on sahabeyi (aşere-i mübeşşere) sembolize ettiğini belirtmektedir. Yaygın kanaat ise dört minarenin, Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah, minarelerde bulunan toplam on şerefenin ise onuncu padişah oluşuna imada bulunduğu yönündedir.*

     

    2017 | süleymaniye camii içi.jpg | Büyük


    Sonuç itibariyle kültür ve medeniyetimizin yansımaları en belirgin şekilde mimari sanat eserlerinde görülmektedir. Söz konusu eserlerde sanatın nasıl bir bilinç içerisinde ne şekilde icra edilmesi gerektiğinden âlem ve toplum tasavvuruna kadar birçok konuda alınacak dersler bulunmaktadır. 21. Yüzyılda sanat alanında yeni bir hamle yapmak kaçınılmaz olmuştur, bu konuda gerekli birikim ve imkâna sahibiz, mesele sanatta tarih sahnesine geri dönüş bağlamında bir başlangıç yapma iradesi gösterip göstermeyeceğimizle ilgilidir.   

     

    Samed AğırbaşİBB ve TBB Gençlik Meclisi Başkanı


    ---


    * bkz. John Renard, İslam’ın Yedi Kapısı, Çev: Nurullah Koltaş, İnsan Yay., s. 187-188 (Mimari Sembolizm), 1. Baskı, Haziran 2006